import_export time pin-drop map info close plus new-window texture engelsiz klima wifi usb bisiklet ring-hat ekspres-hat tek-bilet cift-bilet metrobus vapur tren metro havalimani hastane hastane tarife hattipi arrow-line-up arrow-line-down arrow-line-left arrow-line-right arrow-left arrow-right arrow-dropdown home navigation menu-location menu-map menu-card menu-stars menu-more search facebook twitter instagram youtube vine linkedin rss delete playlist_add loop list

`İETT çağırsın bugün geliriz`

 

Filiz Acar, Fotoğraflar: Fatih Sultan Kar

 

‘Umum Müdürümüzün bizi görmek istemesi bende öyle bir heyecan uyandırdı ki sabaha kadar uyumadım. Heyecandan tıraş bile olamadım, öyle geldim. Hani genç bir delikanlıyken bir kızla tanışmak istersiniz de o size yüz vermez. Aradan seneler geçer. Bir gün gel hadi şurada bir çorba içelim diye haber yollar ya onun gibi bir şey oldu, Umum Müdürümüzün geliş haberi.’ İETT’den otuz yıl önce emekli olan usta Faruk Boz, duygularını böyle dile getiriyor.

 

 

Genel Müdürümüz Dr. Hayri Baraçlı, İETT emeklilerini ikamet ettikleri sitede ziyaret etmek istediğini bildirdiğinde hemen hazırlıklara başladık. Onları nerede bulacağımızı çok iyi biliyorduk. Çünkü 1950’lerin sonunda İETT’liler için oluşturulan kooperatif, Okmeydanı Halil Rıfatpaşa Mahallesinde iki katlı evler inşa etmiş; işçiler, bırakın o yılları bugün bile lüks sayılacak bahçeli evlerden oluşan bir siteye kavuşmuştu. Kendi ifadeleriyle, dönemin Türkiyesi’nde caddeyi ancak Amerikan filmlerinde görmek mümkünken çalıştıkları kurum onları beş yıldızlı otel konforuna kavuşturmuştu. Kurumun adı anıldığında gözleri çakmak çakmak olan bu eski emektarlar İETT diyor başka bir şey demiyorlar. Genel Müdürümüzü ve bizi öyle büyük bir sevgi ve heyecanla karşıladılar, öyle cümleler kurdular ki ayrılık vakti geldiğinde çok zorlandık. Bizi sitenin lokalinde ağırlayan bu değerli insanlar, karşılarında İETT Genel Müdürünü bulunca otobüsten metrobuse, akbilden İstanbulkart’a, hatta domuz gribine karşı ilaçlamaya kadar pek çok konuyu sordular. İETT’nin attığı her adımdan haberdar olan ihtiyar delikanlıların sohbetine tavşan kanı çaylar eşlik ederken tavla için düelloya çağırmayı da ihmal etmediler.  


Genel Müdür Dr. Hayri Baraçlı:


`Geçmişi bilmezsek geleceğimizi kuramayız`

 

Geçmişi bilmezsek gelecekle ilgili planlama yapamayız. O yüzden geçmişten bir şeyler öğrenmemiz gerekiyor. Sonra da ortama ayak uydurmamız, çağı yakalamamız gerekiyor. Kendimizi, çocuklarımızı ve gelecek neslimizi çok hızlı geliştirmemiz gerekiyor. Çağın gerisinde kalırsak sürekli bekleriz birileri bize bir şey versin diye. Birileri verince de borç veriyor. Oysa biz başarmalıyız, biz yapmalıyız bazı şeyleri. 

 

 

`İETT’de vefa duygusu çok önemli`

 

İETT bereketli bir kurum. Hem kurumu seveceksiniz hem de kusur yapmamaya gayret göstereceksiniz ki bereket artsın. Daha güzel şeyler yapmayı planlıyoruz. İETT’yi hak ettiği yere taşımaya çalışıyoruz. Emekliler için de güzel projelerimiz var. İETT’de vefa duygusunun ne kadar önemli olduğunu biliyorum.

 

 

BULUŞMANIN MİMARI: Bizi emeklilerimizle buluşturan eski fotoğrafçımız, Muzaffer amcanın oğlu 

Yakup  Ali Turan. 

 

 

 

 

`Metrobus hatları yaygınlaşacak`

 

Metrobusun İstanbul’a katkıları çok büyük. İnsanlarımızın çoğu arabalarını garajda bıraktılar. En güzeli bu. Bizim zaten bunu teşvik etmemiz gerekiyor. Metrobus hatlarını artırmayı planlıyoruz, ancak İstanbul’da şöyle bir sorun var. İnsanlar Büyükçekmece’de oturuyor, her gün Gebze’ye işe gidip geliyor. Bu iki nokta arasında bizden hat istiyor mesela. Evle iş arasındaki mesafeyi kısaltamadığımız sürece bu sorunu çözemeyiz. Metrobus, köprü geçişli bir hat. Aynı zamanda hızlı. Zamandan büyük tasarruf sağlıyor. 

 

 

 

 

`İETT temizliğe büyük önem veriyor`

 

İETT, araçlarını en iyi temizleyen bir kurum. Bizim otobüslerimiz her gün temizlenip dezenfekte ediliyor. Domuz gribinden önce de periyodik olarak dezenfeksiyon işlemi yapılıyordu. Ondan sonra gerekli ilaçlar da eklenerek sıklaştırıldı.

 

 

`Yolcular gittiği mesafe kadar ödeyecek`

 

İstanbulkart’la ilgili çalışmalarımız devam ediyor. O tamamlandığında yolcularımız artık gittikleri mesafe kadar ücret ödeyebilecek. İstasyonları konacak kart okuyucu sistem sayesinde yolcumuz gittiği mesafe kadar ücret ödeyebilecek. Girişte ödediği miktarın fazlasını kartını tekrar okutarak geri alabilecek. Bunu şehir merkezine de yaygınlaştırmayı planlıyoruz.

 

 

  MAHALLENİN YAKIŞIKLI AĞABEYİ: İETT Hareket Amiri Muzaffer Turan, emekli olduktan

 

  sonra Halil Rıfatpaşa Mahallesinde uzun yıllar muhtarlık yaptı.

 

`Hepimiz evimizin önüne durak istiyoruz`

 

Bizde bir şey var. Özellikle yaşlılarımız evinin önüne durak istiyor. Benim babam da otobüse biniyor. Biz de ailece toplu taşıma araçlarını kullanıyoruz. Biraz yürürsen daha sağlıklı olur diyorum. Biz mesela elimizi kaldırdığımızda minibüs durmalı, düşündüğümüzde taksi önümüzde olmalı, otobüs hemen gelmeli istiyoruz. Önemli olan İstanbul halkına istediği seviyede, kaliteli ulaşım hizmeti sunabilmektir. İETT, bu konuda lider kuruluş olmanın sorumluluğuyla her türlü fizibilite çalışmalarını sürdürüyor.  

 

 

 

 

 

 

Faruk Boz (Amir, Sendikacı)


`İETT’ye çok şey borçluyuz`

 

Ben idareye 1951 senesinde imtihanla usta olarak girdim. Yedi branş değiştirdim. Her açılan imtihanda bir üst kademeye geçtim. İdarede hem amirlik yaptım hem de Motorlu Taşıt İşçileri Sendikasının yirmi sene baştemsilciliğini ve idareciliğini yaptım. Siz o zamanları bilmezsiniz, şartlar çok ağırdı,  1-2 kuruş zam alırdık. İstanbul çocuğuyum, güzel bir yerde yetiştim. Beşiktaşlıyım.  

 

İETT, Türkiye’de çığır açan eşsiz bir müessesedir. Bundan altmış sene evvel akü yapmak, şarj motorunu imal etmek ne demek biliyor musunuz? Biz o zamanlar Almanların, Macarların, diğer bize otobüs satan ve bugün medeni dünya ülkeleri diye tanıtılan devletlerin kusurlarını kapatıyorduk. Geldiler, bize şaşırdılar. Bir vazife için Almanya’ya gittik. İlle burada kalın diye yalvardılar, fakat kalmadık. İETT’de çalışanları sorarsanız öncelikle Başbakan bizimle çalıştı. O zaman futbolcuydu. Mustafa Sarıgül de bizim Yol Dairesinde çalışıyordu. Bizim İdarede çalışmayan insan çok azdır. Hele İstanbul’da oturup da İETT’ye girmek istemeyen yoktur.

 

Ben hayatımda böyle heyecanlandığımı hatırlamıyorum. Umum Müdür gelecek dediklerinde sabaha kadar uyumadım. Ancak şöyle anlatabilirim bu durumu. Hani bir delikanlı bir genç kızı sever de yüz bulamaz. Sonra hiç ummadığı bir anda kabul görür ya aynı öyle koşup geldim. Dünyada en kötü şey terk edilmişlik duygusudur. Bizler kuruma uzun yıllar hizmet vermiş insanlarız. İETT bizim ekmek kapımız. Yıllardır, gelin şu pilava bir kaşık da siz atın denmesini bekledik. Böyle hatırlanmaktan büyük mutluluk duyduk.

 

`Şoförler, yedeği gelmediğinde işi bırakmaktan utanırdı`

 

Hatırlıyorum, Umum Müdür Sedat Erkoğlu zamanında şoförler, işi devredeceği arkadaşı gelmediği zaman otobüsü bırakmaya utanır, bir sefer daha yapayım öyle bırakayım derdi. Böyle bir bağlılık vardı. O dönemin çalışma şartları çok ağırdı. Şapkanız bir santim kaysa hemen ceza gelirdi. Kurum, değişen şartlara göre kendini öyle geliştirdi ki gurur duyuyorum.   

 

 


 

`Yılbaşında hindi parası verilirdi`

 

Bir yıl boyunca ceza almayan şoförlere ödül olarak bir hindi parası verilirdi. Yalvarırdık kontrolöre, abi ne olur ceza yazma diye. Niye, o hindiyi kaybetmeyelim diye. Bu bile çalışma şevkini artırırdı. Herkesin bir yaradılışı vardır. Ben atak bir adamdım. Umum Müdürden üç tane ikramiye aldım. Levent, Sarıyer bölgesine her şoförü vermezlerdi. Deniz var ya, otobüs tehlikeli yerden geçiyordu. Bizi denize atar diye korkuyordu yolcular. Benim 61 yıllık ağır vasıta ehliyetim var. Ayrıca bir de kurtarıcı operatör olarak hizmet verdim. Türkiye’de başka yoktu. O zamanlar her şeye İETT koşuyordu. Şimdi itfaiye nasıl koşuyorsa öyle. Tarabya’da denize düşen bir otobüsümüzü ben çıkardım çekiciyle. Bakmayın böyle yaşlı olduğumuza biz o otobüsleri oyuncak gibi kullanırız.


`İstikbal gençlerdedir...`

 

İETT olarak siz ne yapsanız halka beğendirmeniz mümkün değil, çünkü dünya gitgide gelişiyor. Bir gün diyecekler ki otobüsle metrobus tamam da hani helikopterle gidecektik? Bedava da olsa iyi olur. Siz fırıncı gibi herkes gelecek ekmeği sıkacak. Sonra bir tanesini, sanki o diğerlerinden iyiymiş gibi alacak. Otobüs idaresi de öyle. Herkes biniyor, işine gidiyor, istifade ediyor ama yine de her gün de şikayet ediyor. Sadece şikayeti dinlerseniz onunla baş edemezsiniz. Dünyanın en iyi idare şeklini bizim ceddimiz göstermiş: İnsanlık, insanlık, insanlık… Onun için ben gençlere güveniyorum. Bu yüzden de istikbal gençlerdedir diyorum. Bütün dünya bugün memleketimizin kalkınmasını, sizin gibi gençlerin, yapıcı insanların başa geçmesini istemiyor, neden? Çünkü biz artık Amerika ile bazı konularda rekabet ediyoruz. Yapılan işin takdir edilmesi lazım. Bizde ne yazık ki takdir yok. 

 

 

 

Hikmet Dölen (Elektrik ustası)

 

`Doksan üç yaşındayım, ama bugün çağırsanız koşar gelirim`

 

Ben 1917 yılında doğdum. 1942 yılında askerden sonra girdim İdareye. O zaman Gaz İdaresi bağlanmamıştı daha. Gaz’dan geçtik oraya. Elektrikçiydim. Otuz yıl çalıştıktan sonra 1972 yılında emekli oldum. İdareye girdiğim zaman iflas ediyor diyorlardı. Hiç de öyle olmadı. Maşallah doydum bunca yıldır. O zaman 60 lira aylık alıyorduk, 10 lira kira veriyorduk. Bilet 100 paraydı. Eşim da öğretmendi. Bu mahallede çok öğrencisi vardır. Bizim eski pasolarımız iki yapraklıydı. Kırmızı pasolarımız vardı. Evden işyerine kadar hat çizerlerdi. 93 yaşındayım, ama bugün çağırsalar gene gider çalışırım.

 

 

Feridun Dölen (Futbolcu)

 

`Başbakanla futbol oynadım`

 

Ben 1970’li yıllarda İdarede futbolcuydum. Başbakanla birlikte top oynadık. Babam Şiyli garajında revizyonda çalışırken yanına giderdim. Baba derdim, kendi dükkanın mı burası, bu nasıl çalışıyorsun? Öyle çalışırdı babam. O zamanlar revizyonda her sıkışana para verirdi. Bugünkü sağlığını o günlere borçlu diye düşünüyorum. Çok dua almıştır. Şimdi de şeker dağıtıyor burada, bize.  

 

 

 

Basri Keser (Makam şoförü)  

 

`On sekiz yıl makam şoförlüğü yaptım`

 

Benim babam bu İdareden emekli. Rahmetli oldu. Ben bu İdaredeydim. Oğlum da bu İdarede çalıştı. Üç tane çocuk büyüttüm İETT’nin sayesinde. Makam şoförüydüm. Davut Bey vardı, genel müdür muavini. On sekiz yıl onunla çalıştım. Daha sonra genel müdür Gültekin Türkoğlu ile çalıştım. Yirmi yedi yıllık hizmetten sonra 1978 yılında emekli oldum. Eskiden İdarede böyle bir gelenek vardı. Baba emekli olurken oğlunu alırlardı işe. Bu nedenle İETT kocaman bir aileydi. Güven çok önemliydi.

 

 

Hasbi Tokdoğanlar (Kalöriferci -Kaynakçı)

 

`İETT bizim baba ocağımızdır`

 

Ben Yapı Bakım Dairesinde çalışıyordum, Gümüşsuyu’ndaki atölyemizde. İETT’nin çok yerleri vardı. Eski genel müdürlerimiz kooperatifler için arsa alırlardı. Biraz ileride İETT’nin blokları vardır. Onlar memurların, burası vatmanların yeriydi. Fatih’ten Altıyol’a, Sarıyer’e kadar her yerde İETT’nin yeri vardı. İETT lojmanlarının altında müdürler otururdu, üstünde elektrik kofraları vardı. İETT’ye Allah bin bereket versin. Ben çocuklarımı büyüttüm, evlendirdim, evimi aldım. Asker ocağı baba ocağı derler ya İETT de bizim baba ocağımız.  

 

Eskiden tranşe vardı, bilir misiniz? Yolda yürürken tahta bavulla, çağırırlardı sizi. Nereye gidiyorsun, gel buraya, al bakalım kazmayı, hemen başla. Muvakkat yani geçici işçi denirdi onlara. Keşke elektrik İETT’de kalsaydı. O zamanlar İETT, kendi yağıyla kavruluyordu.

 

Coşkun Tuna (Babası İETT şoförüydü) 

 

`İETT’nin parası çok bereketliydi`

 

Benim babam Ziver Tuna, İETT’de şofördü. Bir şoför maaşıyla iki çocuğunu kolejde okuttu ve meslek sahibi yaptı. Nasıl yetiyordu o para ben hayretler içerisindeyim. Üstelik hiçbir şeyden de kısmıyorlardı, ama oluyordu. Demek ki İETT’nin parası çok bereketliydi. İETT öyle etkili ki bende içerisinde babamın fotoğraflarının da yer aldığı bir kitap hazırlıyorum.

 

`Go go go’lu yol tarifi...`

 

Genel Müdürümüz biraz önce şoförlere İngilizce öğretileceğinden bahsedince aklıma yaşadığım bir olay geldi. Bir Japon turist, Elmadağ’da bizim iki Türk’e Taksim’e nereden gidebileceğini soruyor. Taksim’i görmüyorlar. Bizimki, bak kardeşim diyor buradan go go go. Yan tarafa döneceksin tamam mı? Sonra gene go go go. İşte orası Taksim dedi. Japon turist tabii hiçbir şey anlamadı, ama bizimki arkadaşına dönerek tamam dedi, hallettik. 

 


Yıldır Bilsay (Babası oto elektrikçisiydi)

 

`Hepimiz bu İdarenin ekmeğini yedik`

 

Benim babam Salih Sadi Bilsay, İETT’de çalıştı. 1980 yılında kaybettik. Oto elektrikçisiydi. Tramvayla başladı. Otobüs, troleybüs derken çok yıprandı gece gündüz çalışmaktan. Çoluğumuzu çocuğumuzu bu İdare sayesinde büyüttük, hepimiz ekmeğini yedik. 

 

 

 

Bu haber 6724 kez okundu