import_export time pin-drop map info close plus new-window texture engelsiz klima wifi usb bisiklet ring-hat ekspres-hat tek-bilet cift-bilet metrobus vapur tren metro havalimani hastane hastane tarife hattipi arrow-line-up arrow-line-down arrow-line-left arrow-line-right arrow-left arrow-right arrow-dropdown home navigation menu-location menu-map menu-card menu-stars menu-more search facebook twitter instagram youtube vine linkedin rss delete playlist_add loop list

 

“İstanbul’a  iyi bakmak her vatandaşın görevi olmalı”

 

Filiz Acar, Fotoğraf: Fatih Sultan Kar

 

İETT eski genel müdürü Bilgin Soyer, İETT’yi ve eski çalışma arkadaşlarını ziyaret etti. İETT’den 1995 yılında emekli olan Soyer, halen aktif çalışma hayatının içinde. Ankara’da ailesiyle birlikte mütevazı bir hayat sürdüren eski genel müdürü İstanbul’a yaptığı iş ziyaretlerinden birinde yakaladık ve bize eski İETT’yi anlatmasını istedik.

 

 

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

1940 yılında Hopa’da doğdum. Üniversite öğrenimim için 1961’de Ankara’ya gittim. Orada belediyeciliğe başladım. Belediyenin çeşitli birimlerinde üst düzey yöneticilik yaptım.  1984 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne, ardından da İETT’de genel müdür yardımcılığına atandım. Bir müddet bu görevde kaldıktan sonra iki seneye yakın da genel müdürlük yaptım. 1995 yılında emekli oldum. Tekrar Ankara’ya döndüm. Halen Ankara’da çalışıyorum. Dört kızım var. Aynı zamanda onların eğitimleriyle ilgileniyorum.

 

 ESKİ ARKADAŞLAR: Sorularımızı yanıtlayan Bilgin Soyer ve eşi Asiye hanım İETT genel müdür

yardımcısı Mustafa Hatipoğlu`nu makamında ziyaret ederek  eski günleri yad etti.

 

Ankara’da yaşıyorsunuz. İstanbul’a sık sık gelip gidiyor musunuz?

Çok sık olmasa da zaman zaman geliyorum. Bugün de Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayında yapılacak ‘Dünya Muhasebe Kongresi’ için geldim İstanbul’a. Gelmişken eski arkadaşları da görmek istedim. İnsan eski arkadaşları görüp o günleri yaşadıkça gençleşiyor. Ben ayrıldığım yerlere zevkle gelirim. Arkadaşlara olan sevgim ve kuruma olan bağlılığım devam eder. İETT’nin benim hayatımda ayrı bir yeri var.

 

“Elektrik ulaşımı finanse ediyordu”

 

Sizin görev yaptığınız dönemde İETT nasıldı?

İETT, hizmet üreten bir kurum. Halka hizmet ediyor. Bu nedenle de bütçesi kendi yağıyla kavrulamıyor, Büyükşehir destek veriyor. Hizmet ederken maliyet unsurunu gündeme getiremiyorsunuz. Toplu taşımacılıkta devlet kar eder, kurumlar değil. İETT’nin en refah dönemi elektriğin bünyesinde olduğu dönemdir. Elektrik ulaşımı finanse ediyordu. O dönem elektriğin getirisi fazlaydı. Elektriğin yerini gaz alabilirdi mesela. İGDAŞ’ın temeli ve alt yapısını İETT hazırladı. İETT havagazı üreten ve dağıtan bir kurumdu. O zamanlar fabrikalarda havagazı üretilip halka dağıtılıyordu, yani daha zordu. Şimdi hazır malzeme dağıtılıyor. Hiç unutmuyorum bir seferinde Poligon’daki havagazı fabrikasını su basmıştı, çok uğraşmıştık.

 

TARİHTEN BİR YAPRAK : Bilgin Soyer (Solda) garaj ziyaretlerinden birinde  işçilerle birlikte. 

 

Görev yaptığınız dönemde İETT’nin araç sayısını hatırlıyor musunuz?

İETT’nin 1994 yılının başında yaklaşık bin 650 otobüsü vardı. Bunların bin 200’ü IKARUS’tu. Bizim dönemimiz IKARUS dönemiydi. İlk geldiğim dönemde Leyland marka otobüsler vardı. Sonra MAN ve IKURUS’lar geldi. 100 tane de troleybüs ile tramvay ve tüneli de buna eklemek lazım.

 

“Filoda modeli minimize etmek ekonomi sağlar”

 

İstanbul koşullarını düşünürseniz hizmet açısından en uygun araç modeli hangisiydi?

MAN ile  IKARUS olayını Vakko mağazası ile Mahmutpaşa’da satılan elbise olayı gibi düşünün. Elbette ki MAN o zaman daha iyiydi, ancak fiyatlar önemli. Sonra filonuzdaki araçların uygunluğu da önemli. Biz yedek parçada birbirini ikame eden araçlara ağırlık veriyorduk. Parçaladığımız arabadan çıkan parçaları başka araçlarda kullanıyorduk. Filoda modeli ne kadar minimize ederseniz o kadar rahat hizmet üretirsiniz. Hem daha ekonomik olur.

 

                                                  ESKİ GÜNLER: Bilgin Soyer, İETT genel müdürlerinin fotoğraflarının sergilendiği panoda

                                                                                                 kendi fotoğrafını gösterirken duygulandı

 

“İETT şoförü en ağır işçi"

 

O günün İETT’si ile bugünün İETT’si arasında ne gibi farklar görüyorsunuz?

Şimdi gerileme diye bir şey görmüyorum. Arkadaşların hizmetleri güzel, ama bu istenen düzeyde mi değil mi o tartışılabilir. Bu hizmet süreci de imkanlarla orantılıdır. İmkan olsa daha güzel bir şeyler yapılacak şüphesiz ama İETT’de maaş, ikramiye zamanı gelince bir sıkıntı başlardı. Bu her dönem böyleydi. En ağır işçi bizim İETT şoförleridir. Bu insanlar sekiz saat direksiyon başında. Zor bir görev yürütüyor.  Bir şoförü işe alırken kaç kademe sınavdan geçiriyoruz. Bu da görevin ağırlığını gösteriyor. İmkan olsa dinlendireceksin, periyodik eğitime tabi tutacaksın. Bu da bir külfet doğuruyor. Hepsinden önemlisi güven vermek. Şoför, yöneticinin elini omzunda hissetmeli.  Ben kırkbeş senedir çalışıyorum. Personelime her zaman şunu söylerim: “Dürüst olun, iyi niyetle yaptığınız hatadan korkmayın, ama kötü niyet varsa ensenizdeyim. “

 

Peki ya İstanbul?

İstanbul’a benim zamanımdan bu yana bir İstanbul daha eklenmiş. Şehir büyüyor, yeni yollar, güzel şeyler yapılıyor ama yetmiyor. İstanbul’un taşı toprağı altın felsefesiyle hareket edildiği sürece bu durum düzelmez. İstanbul dünyanın en güzel şehirlerinden biri. İyi bakılması lazım. Her vatandaşın görevi olmalı bu.

 

Bu haber 192 kez okundu