import_export time pin-drop map info close plus new-window texture engelsiz klima wifi usb bisiklet ring-hat ekspres-hat tek-bilet cift-bilet metrobus vapur tren metro havalimani hastane hastane tarife hattipi arrow-line-up arrow-line-down arrow-line-left arrow-line-right arrow-left arrow-right arrow-dropdown home navigation menu-location menu-map menu-card menu-stars menu-more search facebook twitter instagram youtube vine linkedin rss delete playlist_add loop list

"Gönlümü İETT`de bırakarak ayrıldım" 

 

Röportaj: Fatih Sultan Kar Fotoğraf : Yakup Ali Turan

 

İETT’nin emektar vatmanı Mehmet Çobanoğlu’nun rayların üzerinde geçen hayatı oldukça renkli. O, 1947 yılından bu yana İETT’nin ve Beyoğlu’nun tarihi gelişiminin en canlı tanığı. 2005 yılında 82 yaşındayken İETT’den ayrılan Çobanoğlu Gönlümü İETT’de bırakarak ayrıldım. Bugün gel deseler koşarak gelirim.” diyor.

 

  

Her şey bir gazete ilanıyla başladı

Onun İETT ile tanışması bir gazete ilanıyla başladı. İETT Genel Müdürlüğü, 1947 yılında Her Gün Gazetesi’nde “Vatman-Biletçi aranıyor” şeklinde bir ilan yayınlattı. Bu ilan, vatani görevini Ankara’da Demiryolu Askeri olarak yapmış, Makinist Bonservisi sahibi Mehmet Çobanoğlu’nun dikkatini çekmekte gecikmedi. İETT Genel Müdürlüğüne işe giriş müracaatında bulundu. Makinist Bonservisi sahibi olması işe girişini kolaylaştırdı Çobanoğlu’nun İETT serüveni başladı. Artık hayatının akışı değişmişti.

 

 

Galiba biz de nostaljik olduk

Mehmet Çobanoğlu, o günlere ait hatıralarını anlatırken bize İETT tarihinden anekdotlar da veriyor. “Vatmanlık için Karaköy’de bulunan gar binasına  müracaat ettim. Makinist Bonservisim sayesinde işe girmem kolay oldu. O zamanki İETT’nin eğitim hocalarından Arif Coşkuner bana çok ilgi gösterdi. Onun sayesinde kuruma uyum sağlamam kolay oldu. İETT’nin Şişli’de tramvay garajı vardı. Şimdilerde Cevahirler oraya inşaat yapıyor. Biz orada 45 gün kurs gördük. İETT o zamanlar da şimdi olduğu gibi eğitime büyük önem veriyordu. 1950’li yıllarda tramvayların kaldırılacağı söylentileri başladı. Ben hemen otomobil ehliyeti aldım. O zamanlar tramvaylar, İstanbul ulaşımının başlıca vasıtalarıydı. İETT Genel Müdürlüğünün Avrupa yakasında: Aksaray’da, Beşiktaş’ta ve Şişli’de tramvay garajları vardı. Ben Aksaray’da çalışıyordum. 1960 yılında tramvaylar Avrupa yakasından kaldırıldı. Bir kısmı Kadıköy’e gönderildi. Bazı vatman arkadaşlar tramvaylarla birlikte görev yerlerini değiştirip vatmanlığa devam ettiler. Ben de vatmanlığa devam etmeyi çok istiyordum ama bulunduğum ortamdan ayrılıp Anadolu yakasına taşınmak zor geldi. Bu yüzden şoförlüğe geçtim. Ondört yıl şoför olarak çalıştıktan sonra emekli oldum. 1991 yılında İstiklal Caddesinde nostaljik tramvay yeniden çalışmaya başlayınca beni çağırdılar. Galiba biz de nostaljik olduk dedim, ondört yıl da böyle çalıştım."

 

     

 

Seksenlik delikanlı 

Mehmet Çobanoğlu bugün 82 yaşında. Yani seksen iki yılı devirmiş bir çınar. Bizi ta 1947’de başlayan tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. 1950’li yılların Beyoğlu’sundan bahsederken gözleri uzaklara dalıyor, “O yıllarda Beyoğlu’na erkekler kravatsız, hanımlar şapkasız çıkmazdı. İnsanların yürüyüşünde dahi belli bir düzen vardı. Yürürken insanları birbirlerini rahatsız etmekten imtina ederlerdi” diyor.

 

Vatman olmasaydım çiftçi kalırdım

Tramvay, Galatasaray’dan Tünel’e doğru yol alırken Mehmet Çobanoğlu ile söyleşimize devam ediyoruz. Bir ara yolculuğumuza Pınarhisar’ı da ara istasyon olarak ekliyoruz. Pınarhisar, Çobanoğlu için önemli bir istasyon. Ailesi 1935 yılında Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç ettiğinde Çobanoğlu 11 yaşındadır. Üç kardeşiyle birlikte çiftlikte çalışmaktadır. Bu durum askere gidinceye kadar sürer. Askerlik dönüşü İstanbul’a yerleşmeye karar verir ve bir gazete ilanıyla hayatı değişir. Her Gün Gazetesinde okuduğu bir ilan sayesinde İETT’li olan Mehmet Çobanoğlu vatmanlığa olan tutkusunu şöyle dile getiriyor. “Farklı insanlarla tanışmak beni mutlu ediyor. Mektep okumadım. Vatman olmasaydım çiftçi olarak kalırdım.”

 

 

Ünlülerle seyahat

Çobanoğlu’nun geçmişine dair anılarında gazetecilerden sanatçılara kadar  çok sayıda ünlü isim var. İsmail Dümbüllü, Safiye Ayla gibi sanatçılar ilk anda akla gelenler. “O zamanlar tramvay yolcuları arasında gazeteciler, yazarlar, profesörler vardı. Rahmetli İsmail Dümbüllü tramvaya çok sık binerdi. Kendisine,  “İsmail amca nereye gidiyorsun?” dediğimde; “Yine gidiyorum evlat. Hiç gidecek halim yok ama ne yapayım oyunum var.”  derdi. Bir de Tekirdağlı Hüseyin Pehlivan’ı hatırlıyorum. Heybetli yapısına karşın hassas bir yüreğe sahipti. Hele Şemsettin Yeşil isimli bir hoca vardı ki, evlere şenlik. Saçları omuzlarına kadar uzanırdı. Rengarenk giyinirdi. Çok hoş bir adamcağızdı.  “Safiye Ayla, Florya’da bekletirdi otobüsü. Onu Taksim’e götürüyorduk. Şimdi de ünlüler biniyor tabii ki. Fikri Sağlar Bey bindi mesela bir gün. Ama bilet almadı. “Sonra öderiz” dediler. Buyurun dedim. “Acele işim var, gitmek zorundayım” dedi. Biletiniz var mı? dedim. “Ha o yok işte, ben sana sonra gönderirim” dedi. Yıldırım Aktuna Bey geldi bir gün ve selam bile vermeden bindi. Bilet sordum. Hiç bakmadı.

 

Bedreddin Dalan Bey geldi bir gün ve ben işi devralıyordum. Bilet almadıklarını gördüm. Onlar da Taksim`e çıktı, onlardan da istedim. "Bizim için dört bilet kullan” dedi. Nurettin Sözen Bey geldi bir başka gün ama o bilet alıp attı. Yani sadece o bilet aldı.  

 

Gönlümü İETT’de bıraktım

Nostaljik tramvayın 1991 yılında Taksim-Tünel hattında hizmete girmesiyle genç vatmanları yetiştirmek üzere yeniden göreve çağrılan emektar vatman Mehmet Çobanoğlu 2005 yılının mart ayında İETT’den ayrıldı. Çobanoğlu mesleğine ilişkin duygularını “Emekli olduktan sonra 14 yıl daha çalıştım. Yaşım el verseydi çalışmaya devam ederdim. Gönlümü İETT’de bırakarak ayrıldım. Bugün gel deseler koşarak gelirim.” cümleleriyle özetledi.

 

 

 

Bu haber 4182 kez okundu