import_export time pin-drop map info close plus new-window texture engelsiz klima wifi usb bisiklet ring-hat ekspres-hat tek-bilet cift-bilet metrobus vapur tren metro havalimani hastane hastane tarife hattipi arrow-line-up arrow-line-down arrow-line-left arrow-line-right arrow-left arrow-right arrow-dropdown home navigation menu-location menu-map menu-card menu-stars menu-more search facebook twitter instagram youtube vine linkedin rss delete playlist_add loop list

İşin mutfağında olanlar ‘kaos çıkar’ dedi 

İSTANBUL- İETT’nin aylık koordinasyon toplantılarının haziran oturumunda bir araya gelen üst ve orta kademe yöneticileri `Lastikli ulaşımda alternatif çözümler’ başlığı altında özelleştirme konusunu masaya yatırdı. İstanbul’daki minibüs ve servis araçlarının sisteme dahil edilerek ulaşımın anonim şirket eliyle yürütülmesine İETT’nin cevabı ‘kaos çıkar’ şeklinde oldu.

 

 

‘İETT’siz bir İstanbul düşünülemez’

İETT’nin Kağıthane’deki sosyal tesislerinde yapılan toplantıya katılan yetkililer lastikli ulaşımda alterrnatif çözümlerden biri olarak sunulan özelleştirme konusunu ele alarak etraflı şekilde görüştü. Toplantıda konuşan Genel Müdür Mehmet Öztürk, İETT’nin İstanbul’un vazgeçilmezi olduğuna vurgu yaparak ‘1950 yılında 150 kilometrelik tramvay hattına sahip olan İETT, şehrin hafızasında 1871’den beri yer etmiş, savaşlar ve yıkımlar görmüş, herşeye rağmen hizmeti sürdürerek bugünlere gelmiş köklü bir kurum. Bugün hizmet alanı ulaşımla sınırlı kalan İETT, geçmişte şehre elektrik ve havagazı sağlamış, ilk otobüsleri almış, tramvay ve troleybüslerle hizmet vermiş. Dünyanın en eski ikinci metrosu olan Tünel’i inşa etmiş. Sadece İstanbul’u değil Türkiye’yi pekçok ilk’le tanıştırmış. Elektrik, Tramvay ve Tünel şirketlerinin millileştirilmesiyle kurulmuş bir kurum. İETT, İstanbul nerede tıkansa orada imdada yetişmiş, hizmeti devlet adına yürütmüş.  İşte bu nedenledir ki şehrin ruhunda derin izler bırakan İETT’nin olmadığı bir İstanbul düşünülemez’ dedi. Bir şehirde metro ve raylı sistemler ne kadar yaygınlaşırsa yaygınlaşsın lastikli ulaşıma mutlaka ihtiyaç duyulacağını söyleyen Genel Müdür Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘İstanbul boğaz avantajına sahip bir metropol. Buna rağmen İDO’nun payı yüzde 4, raylı sistemleri işleten Ulaşım AŞ’nin payı ise yüzde 10’larda seyrediyor. Geriye kalan kısımda yüzde 65’lik pay İETT`ye kalıyor. Siz ne kadar metro yaparsanız yapın lastikli taşımacılığı bir şehirden kaldırmak mümkün olmuyor. Sistemler ancak birbiriyle entegre edilerek işletilebiliyor.’

 

 

‘Ulaşım bir kamu hizmetidir’

Ulaşımın dünyanın hiçbir yerinde kar getiren bir alan olmadığını, İETT’nin de hizmet odaklı bir kurum olduğunu söyleyen Öztürk, dünyanın değişik metropollerinde denenen özelleştirmenin sonuç vermeden tekrar başa dönüldüğünü söyledi. Öyle ki New York Company’nin yöneticileri bir gezi sırasında İETT yetkililerine durumu, ‘Özelleştirmeden vebadan kaçar gibi kaçıyoruz’ şeklinde özetlediklerini ifade etti. Şirketlerin kar amaçlı çalıştıklarını, oysa ulaşımın insan odaklı bir hizmet olduğunu ifade eden Öztürk, ‘İETT’de mesai 24 saat esaslıdır. Benim şoförüm sabah 04.00’de iş alır. Onun gerisinde bakım-tamir personelim vardır. Onlar araçların bakımını yapar. Garajlarda geceleri hummalı bir çalışma vardır. Üç bin otobüsüm haftada bir dezenfekte edilir, her sabah yıkanarak servise verilir. İş, emek-yoğun sistem üzerine kuruludur.  İstanbul’da güneşi ilk karşılayan ve şehri harekete geçiren benim şoförlerimdir. Bu fedakarca çalışma olmasa İstanbul’da hayat durur. Bu yüzden ulaşım bir kamu hizmetidir ve kamu eliyle yapılmalıdır. Şirket mantığıyla karı esas alırsanız bilet fiyatları artar. Bu sefer yolcu şikayet eder. Ücreti düşürelim derseniz konfor da düşer. Yine şikayet artar. İkisinin ortasını bulmak zorundasınız.’ dedi. 

 

 

‘İETT gücünü İstanbul’dan alır’

İstanbul’un trafik sorununa çözüm arayan otoritelerin şehrin 3 bin 500 metrekarelik bir alana yayılması ve il sınırlarının genişlemesiyle ulaşımın en öncelikli alt yapı sorunu haline geldiği gerçeğinden hareket ettiklerini söyleyen Öztürk, hesabı yapanların İstanbul’un 500 kilometrelik metro yapılana kadar 10 bin toplu taşıma aracına ihtiyaç duyulduğunu saptadıklarını, bunun için de minibüs ve servis araçlarının sisteme dahil edilerek lastikli ulaşımın anonim şirket eliyle sürdürülmesi yönünde görüş bildirdiklerini belirtti. Öztürk, halihazırda İstanbul’da toplu taşımacılığın yükünü çeken İETT’nin de bu yeni yapıda yüzde 51 oranında payla söz sahibi olabileceğinin teklif edildiğini ekledi. Toplantıda bu şekliyle ele alınan konuyu değerlendiren ve işin mutfağında yer alan İETT’liler, ‘Böyle bir yapılanma durumunda kaos çıkar. İETT, bir hizmet kuruluşudur. Devletten aldığı yetkiyi, İstanbul halkı adına kullanmakta ve kamu hizmetini yerine getirmektedir. Nasıl ki devlet, gökyüzünün, denizlerin ve karayollarının sahibiyken bunu koruyup halkın kullanımına sunuyorsa İETT de hayatın akışı için kente ulaşım hizmeti sağlamakta, bunu da devlet adına yapmaktadır. Gücü İstanbul halkından almaktadır. İETT sahip olduğu bu kamusal avantajı korumak zorundadır. İstanbul`daki trafik sorunu sadece İETT’nin sorunu gibi görülemez. Kurum, kendi alanıyla ilgili sorunları ele alıp çözüm yoluna gidebilir, gitmektedir de zaten. Metrobus sistemi bunun en güzel örneklerinden biridir. İETT, halkın memnuniyetiyle başarısı kanıtlanan metrobus hattını uzatarak trafiği rahatlatma yoluna gitmektedir. Yılda 500 milyonun üzerinde yolcu taşıyan, her türlü rakamı en az binlerle ve milyonlarla ifade edilen 137 yıllık köklü bir kurum olan İETT, İstanbul’la bütün gücüyle vardır ve var olmayı da sürdürecektir.’ ortak görüşünde birleşti.     

 

Bu haber 472 kez okundu