import_export time pin-drop map info close plus new-window texture engelsiz klima wifi usb bisiklet ring-hat ekspres-hat tek-bilet cift-bilet metrobus vapur tren metro havalimani hastane hastane tarife hattipi arrow-line-up arrow-line-down arrow-line-left arrow-line-right arrow-left arrow-right arrow-dropdown home navigation menu-location menu-map menu-card menu-stars menu-more search facebook twitter instagram youtube vine linkedin rss delete playlist_add loop list

`İstanbullu, İETT şoförünü otobüsün aksesuarı gibi görüyor’

 

Filiz Acar, Fotoğraflar: Fatih Sultan Kar

 

Star gazetesinin ‘Şehir Zaptiyesi’ Hüseyin Emiroğlu, köşesinde her gün İstanbul’u yazıyor. Yazılarını şöyle bir süzgeçten geçirip en sık kullanılan kelimeyi tespit etmeye çalışsak bu kelime büyük ihtimalle İETT olur. Zira Emiroğlu, gün geçmiyor ki köşesine İETT’yi konuk etmesin. Bu konuk kimi zaman otobüse binen her yolcusunu hoş geldin diyerek karşılayan bir İETT şoförü olurken kimi zaman da gömleğinin ütüsüyle dikkat çeken bir başka şoför oluyor.  Hüseyin Emiroğlu, her gün o çok sevdiği şehri İstanbul’u dinliyor, gözlem yapıyor, insanlarla konuşuyor, sürekli notlar alıyor. Bütün bunları nasıl başardığını sorduğumuzda ise elini cebine atarak bir kart çıkarıyor: ‘Aylık mavi akbilim var. 110 lira veriyorum. Bütün otobüsler, vapurlar, tramvaylar, tüneller benim oluyor’ diyor.  

 

Bugüne kadar değişik vesilelerle köşesine konuk olduğumuz Hüseyin Emiroğlu, bayramda İETT’nin misafiri olmuş, garajlarda yapılan bayramlaşma törenlerine katılmıştı. Emiroğlu’na hem bayram hem de genel anlamda İETT izlenimlerini sorduk.

 

Kendinizi ve İstanbul’a olan ilginizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Ben 1952 yılından beri İstanbul’da yaşıyorum. Üstelik İstanbul’un hep merkezinde yaşadım. Çocukluğum Beşiktaş’ta geçti. Kendimi iyi bir İstanbullu sayıyorum. İstanbul’u seven, tanıyan, İstanbul’da yaşamaktan mutluluk duyan birisiyim. Ayrıca kendimi iyi bir ağaç ve çiçek sevdalısı, iyi bir tarih meraklısı ve İstanbul’un her türlü değerine meraklı bir insan olarak tanımlıyorum.

 

 İETT`nin Tünel`deki merkez binasına konuk olan Hüseyin Emiroğlu, Genel Müdür Dr. Hayri Baraçlı ile bir

  süre sohbet etti. 

 

İETT ile ilk tanışmanız nasıl oldu?

Benim İETT ile ilk tanışmam çocukluğumda, 24 ile 43 numaralı hatlarla oldu. 24 Yenimahalle-Fındıkzade, 43 de Taksim-Yıldız otobüsleridir. O zamanlar burunlu otobüsler vardı. Ben hemen şoförün yanındaki yan koltukta otururdum. Ön kapısı kolla açılırdı. O kolu çekme görevini büyük bir heyecanla yerine getirirdim.

 

O zaman tramvayları da hatırlıyorsunuz…

Tabii. Beşiktaş’taki tramvay deposunu çok iyi hatırlıyorum. Oraya tramvayların geldiğini mesela. Küçükken ailece tramvaylara bindiğimizi. Haydarpaşa Lisesi’nde yatılı okuduğum yıllarda Beşiktaş’tan Üsküdar’a geçerdim vapurla. Oradan 12 numaralı tramvaya binerdik. Tramvay 15, otobüs 20 kuruştu. Tramvaylar daha ucuzdu. Hatta size bir anımı anlatayım. O zamanlar 25 kuruşlar vardı, onlardan verirdik. Biletçide bazen bozuk para olmazdı. Biz de cebimizde 5 kuruşluklardan bulundurur, onu verir, on kuruş isterdik. Öğrenciyiz, bizim için her kuruş değerliydi.    

 

 

 İETT`ye ait fotoğrafhanede görüştüğümüz Hüseyin Emiroğlu, sorularımızı içtenlikle yanıtladı.  

 

Sizce İstanbullu için İETT ne demek?

İETT, İstanbul denince ilk akla gelen şeylerden biridir. İstanbul halkının hayatında çok önemli yeri olan, günlük hayatını etkileyen bir kurum. İstanbullu yoğun şekilde otobüslerle seyahat ediyor ve bunun sonucunda gelişen sürekli bir iletişim var. Ben sadece eleştiren bir yazar değilim. Hep empati yapmaya çalıştım. İETT’de eleştirdiğim konular kadar gördüğüm güzellikleri de büyük bir keyifle yazdım. İETT’nin insan kaynağının çok önemli olduğunu, bu insanların mutlu olması gerektiğini söyledim hep.

 

Zaman içerisinde yaptığınız gözlemler var mı?

İETT’de genel gözlemim personelin bundan 5-10 yıl öncesine göre yolcuya daha saygılı, daha görevinin bilincinde olduğudur. Özellikle son aylarda daha çok pozitif bir motivasyon görüyorum. Sanıyorum bunda yeni genel müdürün verdiği enerjinin büyük payı var. Ben İETT otobüslerine binenleri sürekli gözlerim. Maalesef İstanbullu İETT şoförüne iyi davranmıyor genel olarak. Onu otobüsün bir aksesuarı gibi görüyor. Oysa o da kendisi gibi bir emekçi. Sabahın çok erken saatinde mesaiye gelen İETT şoförüne bir günaydını, bir merhabayı çok görmemek lazım. Bir de vatandaş çok soru soruyor. Bazen karşılaşıyorum. Birisi durakta hat soruyor, ben cevap veriyorum ama bana itimat etmiyor, tekrar şoföre soruyor. Yolculardan iyi davranış beklemek otobüs şoförünün hakkı ama o önce kendisi iyi davranacak yolculara. Ben bu anlamda çok zarif arkadaşlarla tanıştım. İETT’nin bu arkadaşları ödüllendirmesini istedim, hatta aileleriyle birlikte tatile gönderilmelerini teklif ettim. Her yolcusunu hoş geldin diye karşılayan bir İETT şoförü var. Yolcular ona ‘Hoş geldin Yaşar’ diyor. Bunu bana bir arkadaşım bildirdi, tam senlik diye. Küçük kızının dikkatini çekmiş. Baba demiş, biliyor musun bir şoför var herkese hoş geldin diyor. Ne kadar güzel bir şey. Bu tür davranışların yaygınlaşması lazım.

 

 

Siz, İETT tarihinde belki de bir ilki gerçekleştirerek garajlardaki bayramlaşma törenlerine katıldınız. Garaj izlenimlerinizi de bizimle paylaşır mısınız?

Bir kere bu nazik davet için öncelikle genel müdür sayın Hayri Baraçlı’ya teşekkür ediyorum. Bayramlaşma sonuçta İETT’nin bir iç organizasyonu, aile içi bir buluşmaydı. Açıkçası çok mutlu oldum. Sabah daha gün ağarmadan şoförlerle çay içip poğaça yedik. Personelde büyük bir heyecan gördüm. Tabii sayın genel müdürün insan kaynakları konusunda çalışmış bir akademisyen olması belki bu yaklaşımı sağlıyor ama insan olarak da çok mütevazı. Bütün buluşma noktalarında dikkat ettim, birkaç adım arkasındaydım. Personelin genel müdürle göz temaslarına, yüz ifadelerine baktım. Pek çok iyi dilekte bulundular. İETT, yakalanan bu enerjiyi iyi kanalize etmeli. Garajlardaki bir gözlemim de şu: İETT’nin vitrininde şoförleri var ama mutfağında aşçıları var. Otobüslerin bakım-tamir işlerini yapan motor teknisyeni arkadaşlar. Arkada büyük bir kadro var.

 

Bu haber 4586 kez okundu