import_export time pin-drop map info close plus new-window texture engelsiz klima wifi usb bisiklet ring-hat ekspres-hat tek-bilet cift-bilet metrobus vapur tren metro havalimani hastane hastane tarife hattipi arrow-line-up arrow-line-down arrow-line-left arrow-line-right arrow-left arrow-right arrow-dropdown home navigation menu-location menu-map menu-card menu-stars menu-more search facebook twitter instagram youtube vine linkedin rss delete playlist_add loop list

`İki çocuğumuz var, üçüncüsü Tünel`dir`

Haberle ilgili başlıklar:

İETT’nin tek bayan işletme şefi: Ayşe Derya

Tünel’in 23 yıllık müdürü bir vatman çocuğu...

`Tünel, dünyada bir tanedir`

Filiz Acar, Fotoğraflar: Fatih Sultan Kar

Bu, bir makine ile insan arasındaki hikayedir. Yıllardır saat gibi çalıştırdıkları makine için gözünü, kulağını dört açan iki insanın hikayesi. Sorumlusu oldukları makineyi bir bebek hassasiyetiyle bakıp koruyan, gündüz mesaisiyle yetinmeyip gece de rüyalarına konuk eden iki ustanın hikayesi. Bu, 140 yıla ulaşan İETT tarihinin son 40 yılına tanıklık eden, ‘İki çocuğumuz var, üçüncüsü Tünel’dir’ diyen elektrik bakım amiri Ali Abbas Çağlıyan ile makine bakım amiri Gökhan Doğan ustaların hikayesidir. Mesai arkadaşlarının yakıştırmasıyla `Karagöz ile Hacivat’ ın hikayesi. Bu, kendisine gösterilen ilgiyi karşılıksız bırakmayan, ustalarına teşekkür etmek adına tam 135 yıldır tıkır tıkır işleyen, sefere ara vermesi halinde yolcularına mahcup olan, o zamanki adıyla Galata ile Pera; bugünkü adıyla Karaköy ile Beyoğlu’nu en kısa yoldan birbirine bağlayan Tünel’in hikayesi. Bu, Tünel’in makine dairesinin üstünde bulunan iki küçük odanın; Cer Atölyesinin hikayesidir. 

 

Sevgili Ali ve Gökhan ustalar, söze başlarken sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Ali Abbas usta: Ben işe 1964 senesinde Devlet Hava Meydanları İşletmesinde elektrik teknisyeni olarak başladım. 1968 senesinin haziranında İETT Troleybüs Kuvvet Merkezlerine geçtim. 1970 senesinde Tünel’in Fransız teknisyen nezaretinde elektrik bölümünün montajında ustamız Melih Bakkal ile çalıştım. O tarihte genel müdürümüz Saffet Gürtav’dı. Tünel müdürümüz ise Yüksek Elektrik Mühendisi Vural Erül’dü. 1971 senesinde tesisi işletmeye aldık. O tarihe kadar buharlı sistemle çalışan Tünel, böylece elektrifikasyona geçti. Tam 41 yıldır Tünel’de çalışmakta, halen elektrik bakım amirliği yapmaktayım. Bu süre zarfında 3 müdür, 20’ye yakın başkan emrinde görev yaptım. Buradaki vazifemin dışında Şişli’de bulunan ve daha sonra İkitelli garajına taşınan eski psikoteknik tesislerinin bakımını yaptım.

Gökhan usta: Ben 1952 yılında Pendik’te doğdum. Asker çocuğuyum. Babam Abdurrahim Doğan havacı astsubayı, uçak teknisyeniydi. 1940’lı yıllarda askeriyenin uçak bakım-tamirlerini yapıyordu. Babamın işi dolayısıyla devamlı Türkiye’yi gezdik. Ortaokulu Gelibolu’da bitirdim. 1969 yılında Ankara Motor Sanat Enstitüsünün yatılı bölümünü kazandım ve üç yıl sonra mezun oldum. Üniversite imtihanlarına girdim, ama istediğim bölümü tutturamayınca askere gittim. Asker dönüşü 1977 yılında İETT’nin açtığı imtihanı kazanarak Tünel Cer (Çeki) Atölyesinde tamirci operatör olarak göreve başladım. 1986 yılında Genel Müdürümüz Bozkurt Doğan’ın yazılı emriyle geçici olarak makine bakım amirliğini üstlendim. Daha sonra tekrar imtihana girdim ve 1990 yılında asli amir olarak atandım. Şu anda Tünel’in makinelerinin bakımından sorumluyum.  

Tünel`in elektirifikasyona geçtiği yıllardaki sorumlu müdürü Yüksek Elektrik Mühendisi Vural Erül. (3 Kasım 1971)

 

Şimdi en can alıcı soruyu sormak istiyorum. Tünel, sizin için ne ifade ediyor, hayatınızın neresinde yer alıyor?

Gökhan usta: Ben 32 senemi doldurdum, Tünel Cer Atölyesinde. Yani bütün hayatım burada geçti. Şunu gayet samimiyetle söylüyorum. İki tane çocuğum var. Evde çocuklarımıza nasıl bakıyorsak buradaki iki vagonu da o şekilde görüyoruz, bakımı da ona göre yapıyoruz. Tünel, o kadar hassas ki bir bebek gibi bakım istiyor. Hatta gece yattığımız zaman bile sabaha kadar düşünüyoruz acaba bir şey olur mu-olmaz mı, bu kabloyu nasıl bağlasak, bunu nasıl yapsak diye. O heyecanla bunca seneyi doldurduk. Tünel’le çok mutluyum, hala ilk günkü gibi seviyorum. 

 

Ali Abbas usta: Ben de aynen öyle. En ufak bir şeyde üzülüyoruz, Tünel’e bir şey olur diye. Benim de iki çocuğum var, üçüncüsü Tünel’dir. Biz gece gündüz geliriz, sabahlara kadar kaldığımız olmuştur. Arkadaşlarımızın müdahale edemediği bir sorun olduğu zaman gece telefon ederler, hemen geliriz. Mesai filan almayız bu durumda. Yeter ki o iyi olsun. 

 

Tünel`de zamana yolculuk. On yıl önce, on yıl sonra...

 

Tünel nasıl çalışır, sistem nasıl işler?

Ali Abbas usta: Makine dairesindeki bir motordan yapılan uyartımla döndürülen kayış halat (volant) sayesinde iki vagonun gidiş gelişi sağlanmaktadır. Bir asansör sistemine benzemektedir burası. Hizmete alındığı yıllarda buharlı ve ahşap vagonlu olan sistem, günümüzde tamamen elektroniktir. Bandajlar vardır, onlar yön tayininde kullanılır. Devamlı aynı yönde gidip gelirler. Birbirini çeken ve birbirleriyle karşılaşmayan vagonlar sayesinde kaza riski neredeyse sıfırdır, emniyetlidir.   

  

Tünel’de yaşadığınız ilginç hikayeleriniz var mı?

Gökhan usta: 1979 yılında yaşadığımız bir olay var. O zamanlar yabancı sigara yasağı vardı. Bir vatandaş belki de kolluk kuvvetlerinden kaçarken elinde bir karton sigarayla Karaköy istasyonundan Tünel’e giriyor. Yukarı doğru yürümeye başlıyor. Bizim arkadaşlarımız girdiğini fark etmiyor. Tünel’de bir sistem var. İki araç ortadaki makas bölgesinde yan yana geldiği zaman arada mesafe kalmıyor. Yani bir insan rast geldiği zaman aracın mutlaka durması gerekiyor. Makinistimiz Tünel’deki vatandaşı fark ediyor ve hemen fren yapıyor. Tam durma noktasında araç hafif değiyor vatandaşa. Sigaralar etrafa yayılıyor. Makinistimiz hemen araçtan inerek bir şeyin var mı diye soruyor. O ise kendi canı değil hala sigaralarını  toplama derdinde. Neyse hemen alıp yukarı çıkarıyorlar. Müdürümüz Vural bey, kumanda odasına alıyor. Doktorumuz Erdoğan bey, kontrolden geçiriyor. Her ihtimale karşı bir gün müşahede altında kalması lazım diyor ama vatandaş hala sigaralarımı verin, beni bırakın diye ısrar ediyor. Tutamıyorlar, sonunda imzaları atıp çıkıyor.  

 

Bir de patlayan lastik var galiba…

Evet. Bizim vagonlarımızda sekiz tane lastik vardır. Bu sistem de bizim Tünel’e özgüdür. Bir de İsrail-Hayfa’da vardı. Biz zaman zaman lastiklere hava basıyoruz. Tünel’in içi malum rutubetli, ışık görmüyor. Haliyle lastikler yıpranıyor. Malzemeyi Avrupa’dan sipariş ediyoruz. Bazen gecikiyor. Uzun süre dayandırmaya çalışıyoruz, çünkü lastikler pahalı. Bir seferinde lastik patlıyor. Tünel’in içinde büyük ses çıkarıyor. Yolcular bomba sanarak panikliyor. Lastik olduğunu bilmiyorlar, raylı sistem ya. Oysa hem lastik var hem de kılavuz tekerlek. Öyle çalışıyor. Makinist arkadaşımız hemen uyarıyor ve yolcular da böylece sakinleşiyor.  

 

Ali Abbas usta: Bir kere de 12 Eylül döneminde patlamıştı lastik. Bütün askerler bomba var diyerek yola doğru koşmaya başladılar. Hatta orada bir arkadaşımızı yakaladılar. Tüfekle, eller yukarı kıpırdama diyerek 10-15 dakika ellerini havada tuttular. Olay sonradan anlaşıldı tabii.  

 

Tünel’de bir günlük mesainiz nasıl geçiyor?

Gökhan usta: Ben sabah geliyorum, önce lambamı alıp yola gidiyorum. 573 metre Tünel’in içi, biliyorsunuz. Komple tarıyoruz, havayı kokluyoruz, arabanın akışlarını, sesleri dinliyoruz. Anormal bir ses var mı diye bakıyoruz. Çünkü her gün 200’e yakın sefer yapıyor. Tünel’i bir doktor gibi dinliyoruz. Sonra gecede olan arkadaşlara yazıyoruz, şu şu işler yapılacak diye. Çift vardiya çalışıyoruz. Tünel çalışanlarının mesaisi sabah 06.30’da başlar, gece 21.00’da kapanır. Biz amirler, normal gündüz mesaisinde çalışıyoruz. Bizden sonra gece saatlerinde bakım yapılıyor. Vagonların bakımı ayrı. Bunun dışında haftalık, üç haftalık, altı haftalık, aylık ve yıllık bakımlarımız var. Bir çizelgemiz var, o bakımları harfiyen yerine getiririz. Aşağıda, makine dairesinde 30 tonluk gerdirme ağırlığımız var. Bu ağırlığın durumunu kontrol ediyoruz. Kabloyu kontrol ediyoruz. Ondan sonra da arkadaşlara çeşitli işler vererek onları takip ediyoruz.   

Ali Abbas usta: Bizim işimiz niye tek amirlik yapılmamış? Elektrik ve makine ihtisas isteyen iki ayrı branş. Beraber uyum içerisinde çalışıyoruz. Benim yanımda 6 arkadaşım var, hepsi sanat okulu mezunu, hepsi tekniker. Gökhan ustanın yanında 9 arkadaş var. Bu arkadaşların bir kısmı tamirci, bir kısmı da Tünel’i kullanan operatörlerdir. Toplamda 24 kişiyiz. Buraya sanat okulu mezunu elemanlar alınıyor, ama bizim onları beş sene kadar yetiştirmemiz gerekiyor. Fransızların nezaretinde İETT’li ustalarca montajlanan Tünel, özel bilgi ve beceri gerektiriyor. Her şey milimetrik hesaplarla yapılıyor. Sadece bizim göstermemizle olmuyor. Onun da Tünel’i sevmesi, değerini anlaması gerekiyor. Elektrifikasyona geçişte ben buradaydım. Melih Bakkal adında bir arkadaş vardı, onunla beraber yaptık. Ben ahşap vagonlarla birkaç kez gidip gelmiştim. Takır tukur sesler gelirdi ondan. Şimdi füniküler olarak tabir ediliyor. Buharlı sistemde günde en az 4 ton kaliteli kok kömürü yakılırdı ve bu miktar havanın durumuna göre değişirdi. O zamanlar arabada bu kadar emniyet yok, ancak göz kararıyla durdurulabiliyor.

 

Elektrifikasyona geçilmesiyle emniyet sistemi de arttı mı?

Gökhan usta: Evet. Tünel’de güvenlik sistemi çok hassas yapılmış. Bir elektrik freni var, bir hava freni var, bir de kabloya bağlı şar kontağı var. En kötü senaryoda, kablo kopması halinde ki bu pek mümkün değil, çünkü sürekli kontrol ediyoruz dört koldan emniyet alınmış. 112 tane tel var çelik kablomuzda, 7 kat kablo 1-6-9-18-28-32 şeklinde. Bunların 6 tanesi saat yönünde çevrilmiş, son kat ters yönde çevrilmiş ve makineye sarılmış. Bunlarda kopmalar olsa biz hemen anlıyoruz. Zaten 112 taneden 10 tanesi kopsa bir şey olmaz, ama buharlı sistemde kayış kullanıldığı için biraz daha riskliydi. Kayış yıpranabiliyor, kopabiliyor. O nedenle kaza oluşuyor. Makinist fren yapınca araba kademeli olarak 30 metrede duruyor.  

 

Elektrik kesintisi durumunda ne yapıyorsunuz?

Jeneratörümüz var, hemen devreye giriyor. Bu durumda Tünel, sadece çok kısa süreliğine durur, biz hemen jeneratörümüzü çalıştırır ve seferlere devam ederiz.

 

Tünel, yokuş yukarı tırmanıyor, Karaköy ile Beyoğlu arasındaki yükseklik farkı nedir?

Karaköy’ü sıfır noktası olarak kabul edersek Beyoğlu ile arasında yüzde 16`lık bir ivme, 61metrelik kot farkı var. Tünel, ilk açıldığında bu kot farkından korkan vatandaşlar binmek istememiş, bu yüzden bir süre hayvan taşımacılığı yapılmış deneme seferleri boyunca.

TÜNEL ÇALIŞANLARI: Mehmet Haşerik (Bilet kontrolörü), Gökhan Doğan (Makine bakım amiri), Ayşe Derya (İşletme şefi) Hamit Yavuz (Temizlik görevlisi) Vasfi Köseoğlu (Tünel müdürü), İsmet Çelebi (Temizlik görevlisi), Ali Abbas Çağlıyan (Elektrik bakım amiri), Ahmet Özpınar (Elektrikçi), Nedim Göktürk (Tamirci operatör), İsa Şimşek (Bilet kontrolorü), Şaban Yayıkçı (Tamirci operatör), İsmail Bozkurt (Tamirci operatör). (soldan sağa)

 

Bundan sonrası için Tünel ile ilgili ne düşünürsünüz?

Gökhan usta: İETT’de çalışmaktan gurur duyuyor, iftihar ediyoruz. En büyük dileğimiz bizden sonra gelenlerin de kıymetini bilmesidir. Benim bir kızım, bir oğlum var. Üçüncüsü Tünel’dir. Emekli olan arkadaşlarımız her zaman ziyarete gelirler. Biz de mutlaka geliriz.   

 

Ali Abbas usta: Benim de bir kızım, bir oğlum var. Tünel’le gurur duyuyor, çok seviyoruz. En ufak bir olayda büyük üzüntü duyuyoruz. Gece bile uyuyamıyoruz. Sabahleyin geliriz buraya, kontrole. Böyle derin bir sevgi var. Evlat sevgisi gibi. Onu koruyup kollarız. Tek dileğimiz bizden sonra gelen arkadaşların da bu sevgiyi devam ettirmesi, böylece gözümüz arkada kalmaz. Çünkü biz elimizden geldiği kadar onları yetiştirmeye, bildiklerimizi öğretmeye çalışıyoruz. 

Bu da Tünel`in kedisi... 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber 4845 kez okundu