import_export time pin-drop map info close plus new-window texture engelsiz klima wifi usb bisiklet ring-hat ekspres-hat tek-bilet cift-bilet metrobus vapur tren metro havalimani hastane hastane tarife hattipi arrow-line-up arrow-line-down arrow-line-left arrow-line-right arrow-left arrow-right arrow-dropdown home navigation menu-location menu-map menu-card menu-stars menu-more search facebook twitter instagram youtube vine linkedin rss delete playlist_add loop list whatsapp Layer-1 phone format_list_bulleted call-center

İETT şoförleri anlattı, Kazdal yazdı!

 

Filiz Acar

 

‘Ben babadan İETT’liyim’ diye başlıyor söze. ‘Onlar bizim kardeşlerimiz, kuruma hizmet için geliyorlar’ diye sürdürüyor. ‘Babam da İETT şoförüydü, daha sonra vatmanlık yaptı. Şoför arkadaşlara bu yüzden büyük sempatim var. Onlara büyük saygı duyuyorum. Babam kadar saygı duyuyorum. Çünkü babamdan dolayı biliyorum yaptıkları işin ne kadar zahmetli olduğunu.’

 

  

 

İETT şoförlerinin yolcularıyla yaşadığı ilginç olayları ‘Yolların Efendisi’ adlı kitapta toplayan Abdullah Kazdal, aslında amirleri olduğu, ama ‘arkadaşlarım’ dediği İETT şoförlerine duyduğu saygıyı böyle dile getiriyor. Şu anda Otobüs İşletme Dairesi’nde Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Kazdal, 1996 yılında, Personel Şefliği’nde başladı İETT’deki işine. Daha sonra şoför arkadaşlarıyla çok daha iç içe olacağı işletmeciliğe geçti. İşin mutfağında adım adım ilerleyerek pişti. İşletme Şefliği ve Bölge Müdürlüğü yaptığı on yıl boyunca hep onlara yakın durdu. Hikayelerini dinledi. Abdullah Kazdal’a kitabını ve şoför arkadaşlarını sorduk.

 

İETT şoförlerinin hikayelerini kitap yapma fikri nasıl doğdu?

Şoförlerimiz her gün beş yüze yakın insanla muhatap oluyor. Ben Bölge Müdürlüğü yaptığım dönemde sürekli toplantılar yapardık. Her şeyi paylaşırdık onlarla. Sabah birlikte kahvaltı yapar, pikniklere giderdik. Yaptığımız görüşmelerde başlarından geçen olayları anlatırlardı. Bunlar çok ilgi çekici olaylardı. Bazısından duygulandığımız, bazısından ders aldığımız olaylar. Zaman zaman da neşelendiğimiz. Mesela bir yolcuya göstermiş olduğu anlayış bizi gururlandırır. Belediye Başkanı adına oturuyor o koltukta çünkü. Tarihe bir not düşmek adına başladık çalışmaya. 

 

İETT şoförlerinin hikayesi çoktur. Siz bunların içinden seçimi nasıl yaptınız?

Hikayeleri yıllar içinde derledik. Çok enteresan olaylar var. Önce bunları konularına göre ayırdık. Bu fikre öncülük eden rahmetli Ali Çak oldu. O dönem Taşıtlar’da başkan yardımcısıydı. Kitabın kapağında yer alan ‘Günlük yaşantımızda acı, tatlı, mizahi birçok olayla karşı karşıya geliriz. Bunlar birer anıdır, ama önemli olan her anıdan bir ders almak ve bir gerçeği görebilmektir’ cümlelerini bizzat kendisi düşmüştü. Kitapta doksan hikaye, üç tane de şiir var. Siyah beyaz fotoğrafları İETT’nin arşivinden fotoğrafçımız Fatih Sultan Kar ile birlikte seçtik.   

 

  

 

Siz içeriden biri, onların amirisiniz. Bu kitabı sizin hazırlamanızın onlar için farklı bir anlamı var mı? Nasıl tepkiler aldınız?

Şoför arkadaşlardan kitaba gelen tepkiler çok güzel. Çok hoşlarına gitti. En çok da kitabın adı etkiledi onları. Ben her zaman onların arasındayım. Beni bir amir pozisyonunda görmediler. Kardeş gibi gördüler. Ben onlardan biriyim. Benim babam İETT şoförüydü. Aslında her şeyin özeti burada saklı. Aramızda çok güçlü bir duygusal bağ var.   

 

Hep yolcuların İETT’den ve şoförlerden beklentisi konuşulur. Şoförlerin de yolcularından bir beklentisi yok mu?

Şoför arkadaşlar çok fazla bir şey beklemiyor. Her buluşmamızda söyledikleri bir şey var. Güler yüzle verilecek bir merhaba. Bu kelimeyi o kadar az duyuyorlar ki. Bir yolcu otobüse bindiğinde biletini atıp arkaya doğru ilerlediğinde hangi şoför ona bir şey söyler ki… Şoför, koltuğunda oturmuş yolcusunu bekliyor. Faul hareketi karşıdan geliyor. O da haliyle bu olumsuz davranıştan etkileniyor. Stres yükleniyor.

 

Yine de İETT şoförünün anahtar kelimesi sabır mı?

Sabır derken tek taraflı değil tabii. Trafiğin yüklediği stres yetmezmiş gibi bir de üstüne hakaret işitiyorsunuz. Oysa şoför size hizmet için var.  

 

 

  

Bir tür empati mi bu?

Biz otobüslerle seyahat ediyoruz. Bunu yapmazsak yaşadıkları sıkıntıları anlayamayız. Bir seferinde Edirnekapı garajından Topkapı garajına kadar götürdüm otobüsü. Ehliyetim E sınıfı. Ben kanunlarımız izin verse bir ay otobüste çalışmak isterim. Onların sorunlarını daha iyi anlamak için.   

 

Zaman zaman duyuyoruz, şoföre börek getiren yolcular da var. Selam vermeden geçmeyen, her gün aynı saatte bindiği otobüsünün şoförü değişince merak edenler…

Var tabii. Sonuçta şoför de bir insan. Robot değil ki. Burada beni çok etkileyen bir olayı anlatmak isterim. Sarıyer’de Garipçe adında küçük bir köy vardır. Çok güzel bir köydür. Oradaki bir yaşlı teyzemiz, ramazan ayı boyunca iftar saatinde şoföre yemek götürür. Orada çalışan şoförü de aileden görüyorlar.

 

Yollar ve araçlar var oldukça İETT’nin hikayeleri de var olacaktır. Çalışma sürecek mi?

Bunun mutlaka devamı gelmeli. Ben veya başkası sürdürmeli. Bazı arkadaşlarımız var, yapıyorlar zaten. Bu kitabı görenler ve okuyanlar İETT şoförüne farklı bakacaklardır. Mutlaka geri dönüşler olacaktır. Anılar bitmez. Bu kitap şoför arkadaşlarıma duyduğum sevginin ve saygının bir hatırasıdır. Hepsini çok teşekkür ediyorum.

 

 

Kitaptan bir hikaye...

 

BİR KERE FAZLA BASTIN 

 

31 numaralı hatta çalışırken bir gün yaşlı bir amca otobüse bindi.  Akbilini üç kere bastıktan sonra ‘Nereye gidiyor?’ diye sordu. Ben de ‘İstoç’a` dedim. ‘Ben Avcılar’a gidecektim, Akbilimi geri ver’ dedi. Akbilini istesem de geri veremeyeceğimi anlatmaya çalıştım, fakat bana bir türlü inanmadı. O zaman çaresiz kontrol düğmesini göstererek ‘Akbilini şuraya dokundur’  dedim. Adam dört sefer dokununca latife olsun diye ‘Amca ne yaptın? Dört sefer bastın.  Bir tane borçlusun’ deyince ‘Ne yapalım oğlum` dedi, `Bir  Akbil de devletten gitsin.’  

 

 

Yolların Efendisi - İETT Şoförleri Anlatıyor

Abdullah Kazdal /Neta Matbaacılık/ 120 sayfa  

 

 

 

Bu haber 3044 kez okundu