import_export time pin-drop map info close plus new-window texture engelsiz klima wifi iconfinder_usb_925801 bisiklet iconfinder_Wheelchair_Accessible_751069 ring-hat ekspres-hat tek-bilet cift-bilet metrobus vapur tren metro havalimani hastane hastane tarife hattipi arrow-line-up arrow-line-down arrow-line-left arrow-line-right arrow-left arrow-right arrow-dropdown home navigation menu-location menu-map menu-card menu-stars menu-more search facebook twitter instagram youtube vine linkedin rss delete playlist_add loop list whatsapp Layer-1 phone format_list_bulleted call-center

‘İki yolcumla şoför camından dışarı çıktık’

 

  Filiz Acar, Fotoğraf:Fatih Sultan Kar

 

İSTANBUL- İstanbul’da 8 Eylül Salı sabahı meydana gelen sel felaketinde Basın Ekspres yolunda otobüsüyle mahsur kalan İETT şoförü, iki yolcusuyla birlikte nasıl kurtulduklarını gazetecilere anlattı. 96K Havalimanı-Kadıköy hattında çalışan şoför Süleyman Aydın, en büyük şansının otobüste sadece iki yolcusunun bulunması olduğunu söyledi. 

 

Beş yıllık İETT şoförü Süleyman Aydın, her sabah olduğu gibi Salı sabahı da garaja gidip otobüsünü teslim alarak bir yıldır düzenli çalıştığı 96K Atatürk Havalimanı-Kadıköy hattında ilk seferine çıktı. Duraktan yolcularını alarak Kadıköy yönüne hareket etti. İlk on beş dakika her şey yolundaydı, ancak TEM otoyolu ile E5 karayolunu birbirine bağlayan Basın Ekspres yolu mevkiine geldiğinde yağan yağmur nedeniyle yolun sel sularına teslim olduğunu gördü. Olayın buraya kadarını biz anlattık, bundan sonrasını şoförümüzün ağzından dinleyelim:

 

"Salı günü sabah 06.00’da, duraktan iki yolcumu alarak Atatürk Havalimanından Kadıköy istikametine hareket ettim. Basın Ekspres yoluna geldiğimde önümde iki küçük aracın yağmur nedeniyle kaldığını gördüm. Ben de durdum. O anda yol kapanmaya başlamıştı. Arkada da araçlar duruyordu. Ben onlara işaret ettim, gelmeyin, geri kaçın diye. Hatta boş bir midibüs geri geri kaydı. Kayarken de benim köşe aynamı büktü. O an 200 metre kadar arkası daha güvenliydi, ancak yol doluydu. Yolun bizim bulunduğumuz tarafı daha düşük olduğu için sular o yönde birikiyordu. Hem önde, hem arkada araçlar olduğu için arada kilitlendik, hiçbir yere kıpırdayamadık. 06.15’den sonra su seviyesi aniden yükselmeye başladı. Ben arabamı stop ettirip dörtlüleri yaktım. Kapıyı açmam mümkün değildi. Baktım, önümde kaldırım taşları suyun üstünde yüzerek geliyor. Karşı yönde araçlar daha rahat seyrediyordu. Yol biraz meyilliydi ve hemen yanında derin bir yol vardı. Sular o tarafa hareket ediyordu. Sular yavaş yavaş otobüsün ön cam hizasına kadar yükselince kapıyı hiç zorlamadım. Baktım açsam içeriye su dolacak. Yolcularım 18-19 yaşında iki gençti. Korkarak otobüsün arkasına kaçmışlardı. Ben dedim ki arkadaşlar bakın kapıdan çıkamayız, şoför camından çıkalım. Geniş olduğu için camı indirdim. Önce onları güvenli bir şekilde çıkardım. Sonra da kendim çıktım.

 

Yaşadığı olaydan etkilendiği için kendisine izin verilen şoförümüz sivil kıyafetiyle. 

 

Bu noktada bir şansımız vardı. Otobüs sol şeritte, hemen orta refüjün yanında duruyordu. Önce ona bastık, sonra da yola indik. Su yükselmişti ve bariyerler henüz gözüküyordu. Karşıya geçmek için belimize kadar suya gömüldük. Karşı yönden gelen ilk minibüse işaret ettik. Şoför arkadaş durarak üçümüzü aldı. Oradan Yenibosna’ya ulaştık. İşletme Şefliğini ve garajımı arayarak bilgi verdim. 

  

Televizyonlarda yayınlanan görüntülerde otobüsün üzerine çıkan insanlar benim yolcularım değil. Onlar önce küçük araçtan minibüse, oradan da daha yüksektir düşüncesiyle otobüsün üstüne çıkanlardı. Bir saat kadar sonra su seviyesi düşmeye başlayınca tekrar minibüsün üstüne indiler. Oradan da bariyerlere basarak bizim gibi karşıya geçtiler. Zaten benim iki yolcum vardı ve tehlike anında ben onları hemen tahliye ettim. Otobüsü de kurtarabilirdim, eğer yolun sağı solu müsait olsaydı ama kıpırdayacak yer yoktu. O yüzden önce can güvenliği diyerek yolcularımı tahliye ettim. Zaten biz böyle durumlar için önceden gerekli eğitimleri alıyoruz. Kurumumuz  her türlü hava şartları ve afet gibi olağanüstü durumlarda ne yapmamız gerektiği konusunda bizleri bilgilendiriyor. Şoför arkadaşlarımızla gruplar halinde bu programlara katılırız. Her yıl belirli testlerden geçeriz. 

 

 

Ben bir yıldır sabit hatta çalıştığım için görüntüleri izleyen ailem aracın levhasından benim olabileceğimi tahmin etti. Telaşlandılar tabii ama hemen arayıp iyi olduğumu bildirdim. Ben 42 yaşındayım ve beş yıldır İETT şoförüyüm. 1993’ten beri ağır vasıta sürücüsüyüm. Uluslar arası tır şoförlüğüm var. Böyle bir felakette en büyük şansımın otobüsümün dolu olmaması, sadece iki yolcumun bulunmasıdır diye düşünüyorum."

  

 

 

Bu haber 4991 kez okundu