import_export time pin-drop map info close plus new-window texture engelsiz klima wifi iconfinder_usb_925801 bisiklet iconfinder_Wheelchair_Accessible_751069 ring-hat ekspres-hat tek-bilet cift-bilet metrobus vapur tren metro havalimani hastane hastane tarife hattipi arrow-line-up arrow-line-down arrow-line-left arrow-line-right arrow-left arrow-right arrow-dropdown home navigation menu-location menu-map menu-card menu-stars menu-more search facebook twitter instagram youtube vine linkedin rss delete playlist_add loop list whatsapp Layer-1 phone format_list_bulleted call-center

‘Başkaları için evet demeyin, kendiniz için hayır deyin’

İSTANBUL-İETT, orta kademe yöneticileri için eğitim semineri düzenledi. Abant’ta gerçekleştirilen seminere katılan şube müdürleri ve müdür yardımcıları stres yönetimi, zaman yönetimi, ast-üst ilişkileri, yöneticilik ve liderlik, takım ruhu ve ekip çalışması konularında bilgilendirildi. Eğitim salonuna telefonla bağlanan Genel Müdür Dr. Hayri Baraçlı, bu tür eğitimlerin İETT’deki ekip ruhunun gelişmesine katkı sağladığını söyledi. 

İstanbul’da toplu ulaşımın lider kuruluşu İETT, orta kademe yöneticileri için kişisel gelişim semineri düzenledi. İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanı Alaeddin Şahin ile Otobüs İşletme Daire Başkanı Hasan İçen’in de eşlik ettiği seminere 58 kişi katıldı. İETT’liler, kişisel gelişim uzmanı Füsun Paşa’nın sunumuyla gerçekleşen eğitim seminerinden arta kalan serbest zamanı göl kenarında yürüyüş yaparak değerlendirdi. Eğitim salonuna telefonla bağlanan Genel Müdür Dr. Hayrı Baraçlı, büyük bir kurum ve aynı zamanda büyük bir aile olan İETT’nin marka değerinin korunması için en alt kademeden en üst kademeye kadar her çalışana önemli görevler düştüğünü ve bu tür eğitimlerin ekip ruhunun canlandırılmasında önemli olduğunu söyledi.

Güçlü olduğunuzu sevgiyle ispatlayın

Kişisel gelişim uzmanı Füsun Paşa, eğitime başlarken hayatta sözün gücünün çok önemli olduğunu, bazı insanların sürekli sorunlardan bahsettiğini, oysa sorun değil çözüm odaklı yaşamak gerektiğini söyledi. Paşa, ‘Korkular, endişeler ve güvensizlik siz güç verdiğiniz sürece sizi etkilemeye devam eder. Bulunduğunuz mevki veya paranız sizin güvenceniz değildir. Güçlü olmak, konumunuzla başkalarını ezmek değildir. Güçlü olduğunuzu sevgiyle ispatlamalı ve öyle kullanmalısınız.’ dedi. Dersin devamında çeşitli örneklemeler yapan Füsun Paşa, yaşamın değirmene benzediğini, ne verirsek onu alacağımızı; buğday verirsek buğday, arpa verirsek arpa, mısır verirsek mısır unu alacağımızı söylerken tıpkı değirmen gibi yaşamda da iyi ve başarılı olmayı seçersek bunun bize yansımasının da aynı şekilde olacağını söyledi.

Karar vermek karanlık bir odayı aydınlatmak gibidir

‘Hayata dair korkularınızı yazın’ şeklinde tavsiyede bulunan kişisel gelişim uzmanı Füsun Paşa, ‘Unutmayın, bütün bunların gerçekleşme oranı yüzde ellidir. Önemli olan sizin neye güç vereceğinizdir, ancak aldığınız kararın sorumluluğunu üstlenmeniz gerekir. Kendinize sorular sormalısınız. Kazanırsam ya da kaybedersem ne olur diye. Sorular sordukça ve kararlar aldıkça yol alırsınız. Seçim yaptığınızda kendinizi sonsuz olasılıklara açarsınız. Kararsızlık en büyük düşmanlardan biridir. Karar vermek karanlık bir odayı aydınlatmak gibidir.’ dedi.  İnsanın hedeflerle yaşadığını, hedef olmazsa yaşamdan uzaklaşılacağını söyleyen Paşa, ‘Kendinizi affedin. Aksi halde hedeflerinizi gerçekleştiremezsiniz. Hedefleriniz size heyecan vermeli, onların seviyesini sürekli yükseltmelisiniz. Bir hedefe ulaştıktan sonra daha yükseğe ulaşmak için çaba göstermelisiniz.’ şeklinde konuştu.  

Hayatta hepimiz eşitiz

Hayatta iki tip insan olduğunu söyleyen Füsun Paşa, bunları mıknatıslı insan ve manyetiğini kaybetmiş insan olarak tanımladı. Mıknatıslı insanların ben her şeyin en iyisini hak ediyorum deyip olumlu şeyleri çağırırken manyetiğini kaybetmiş insanların sürekli sorunları çağırdığını ve hatta farkında olmadan onlarla gurur duyduğunu belirtti. Aslında hayatta herkesin eşit olduğunu vurgulayan Paşa, ‘Eşit olmadığımız iki insan var; onlar da bize bir hayat armağan eden anne ve babamızdır. Onların hayattaki yeri hep ayrıcalıklı olmalı, asla yarışmaya ya da suçlamaya kalkmamalıyız.’ dedi. Bedenimizin bize yaşama dair sinyaller verdiğini söyleyen Paşa, örneğin karaciğeri ağrıyan insanların öfkelerini kontrol edemeyen kişiler olduğunu, omuzları ağrıyanların aslında ilgi ve sevgi beklediklerini, aynı şekilde omurilik bölgesinde ağrı hissedenlerin başkalarına ait sorumlulukları fazlasıyla üzerine alan insanlar olduğunu söylerken bel bölgesindeki ağrıların gelecek endişesiyle oluştuğunu söyledi ve ‘bel gelecek korkusudur’ dedi.

Zamanı siz yönetin

Günün yirmi dört saatinin herkes için eşit olduğunu söyleyen Füsun Paşa, ‘Zaman çoğaltılamaz, depolanamaz ve satın alınamaz. Başarılı lider yöneticiler zamanı iyi kullanan kişilerdir. Gün içerisinde sahip olduğumuz zamanın ancak yüzde 40’ını kullanabiliyoruz. Geriye kalan yüzde 60’lık birim ise gerekli önem verilmeyen öncelikler, sürekli ertelenen işler, planlamada yapılan hatalar, netleşmeyen hedefler ve gereksiz ayrıntılarla uğraşmak yüzünden kullanılamaz hale geliyor. Bu noktada zamanın sizi yönetmesine izin vermeyin, zamanı siz yönetin.’ dedi.

Liderler, insanların ruhuna dokunur

Yöneticiliği; insanlara yapması gerekenleri yaptırabilmektir şeklinde tanımlayan Füsun Paşa, ‘Kendinizi iyi yönetirseniz ancak insanları yönetebilirsiniz. İşi sevdirerek yaptırın. Altınızla çalışanlara değerli olduklarını hissettirin. Unutmayın, liderler insanların ruhuna dokunur. İETT’yi tek bir insan gibi düşünürsek her biriniz bir parçasını temsil eder. Kiminiz beyni, kiminiz tırnağı olabilir ama hepsi değerlidir. Empati kurmayı unutmayın. Önce yöneticiler kendilerini motive edecek, kendi hikayesini bilecek, kendini tanıyacak. Sonra ekip için yöntem seçilecek. Örneğin sizler şoförleri iyi motive ederseniz onlar da yolculara iyi davranır. Böylelikle şoför işinden, yolcular da aldığı hizmetten memnun olur. Unutmayın! Takım çalışmasında ben yoktur, biz vardır. Takım demek hedef birliği demektir. Yöneticiler başarı hikayelerini oluşturan kişilerdir’ dedi. Ekip ruhunu çok çarpıcı bir örnekle açıklayan Paşa, NASA’yı ziyaret eden Amerikan Başkanı Kennedy’nin kapıda karşılaştığı paspasçıya ‘Sen burada ne yapıyorsun?’ diye sorması üzerine paspasçının ‘Ben burada insanların aya ulaşmalarına yardımcı oluyorum’ şeklinde cevap verdiğini söyledi ve ‘İşte bir ekibin parçası olmak, kendini ekipten saymak budur’ dedi.  

Eğitim seminerinin sonunda soru-cevap bölümüne geçildi ve daha sonra katılımcılara sertifikaları dağıtıldı. Katılımcılar çıkışta hatıra fotoğrafı çektirdi. 

Bu haber 4184 kez okundu