import_export time pin-drop map info close plus new-window texture engelsiz klima wifi iconfinder_usb_925801 bisiklet iconfinder_Wheelchair_Accessible_751069 ring-hat ekspres-hat tek-bilet cift-bilet metrobus vapur tren metro havalimani hastane hastane tarife hattipi arrow-line-up arrow-line-down arrow-line-left arrow-line-right arrow-left arrow-right arrow-dropdown home navigation menu-location menu-map menu-card menu-stars menu-more search facebook twitter instagram youtube vine linkedin rss delete playlist_add loop list whatsapp Layer-1 phone format_list_bulleted call-center

‘BİZ SADECE BİLET KESMİYORDUK, AYNI ZAMANDA REHBERLİK YAPIYORDUK”

140 yıllık tarihinde pek çok ilke imza atan İETT’nin 1960`lı yıllarda otobüslerde görev yapan bayan biletçileri vardı. Onların göreve başlamasını sağlayan dönemin genel müdürüydü. Yüksek mimar olan ve estetiğe verdiği önemle tanınan Genel Müdür Sedat Erkoğlu, otobüslerde daha nezih bir hava eseceği ve arada sırada çıkan ufak münakaşaların önleneceği düşüncesiyle işe alır bayan biletçileri. Çeşitli zorlu imtihanlardan geçerek 1959 yılının son aylarında işbaşı yapan 20 kişilik kadro, beş yıl süreyle çalışır. Ancak sayıca onlardan çok daha fazla olan erkek biletçilerin ‘biz gece çalışıyoruz, onlar niye çalışmıyor?’ diyerek huzursuzluk çıkarmaları sonucu baş gösteren sıkıntılar üzerine farklı alanlara kaydırılırlar. Bir tek Ayşe Tuncalılar kalır. O, İsviçre’den gelen otomatik makinelerle bilet kesen tek biletçidir aynı zamanda. Yıllar sonra kendisine ulaştığımız bayan biletçimizden o yılları, çalışma koşullarını ve İstanbul’u anlatmasını istedik.  

BAYAN BİLETÇİLER, GENEL MÜDÜRÜMÜZ SEDAT ERKOĞLU`NUN FİKRİYDİ

İETT’de bayan biletçilerin çalışması kimin fikriydi, siz ne zaman ve nasıl başladınız işe?
Bayan biletçiler, Umum Müdürümüz, Yüksek Mimar Sedat Erkoğlu’nun fikriydi. Erkek biletçiler ve şoförler zaten vardı. Bayan biletçiler alınırsa otobüslerde daha nezih bir hava eseceğini ve tartışmaların ortadan kalkacağını düşünmüş olacak ki 1959 yılında böyle bir projeyi başlattı. İETT’ye bayan biletçi arandığını gazetelerden öğrendim. Ben Bulgaristan Yanbolu doğumluyum. Orta Teknikokul mezunuyum. Çalışma hayatına çok genç yaşta, yün-iplik fabrikalarında başladım. Makineleri iyi tanırım, hesap-kitap bilirim. İşçi Bulma Kurumuna müracaat ettim. Bir süre sonra çağırdılar. Şişli garajında imtihana girdim. Muvaffak olunca kursa tabi tuttular.

O zamanlar hem şoför hem biletçiler hatlara çıkıyor; bütün semtler, duraklar sahada tatbik edilerek öğretiliyor. Semtlerde bulunan okullar, mühim olan noktalar tek tek gösteriliyor, çünkü yolcular bir yeri sorunca bilmiyorum diye bir şey olmaz. Onları doğru bilgilendirmek lazım. Bu yüzden biz sadece bilet kesmiyorduk, aynı zamanda yolculara rehberlik ediyorduk. Zaten bayan biletçileri, daha tertipli oldukları ve insanlarla yakından ilgilendikleri için istediler. İstanbul gibi bir şehirde kalite getirsin, nezih ve kibar olsun diye. Avrupa’da her yerde vardı. Bakın bugün İstanbul, Avrupa Kültür Başkenti oldu.

DENİZİ SEVDİĞİM İÇİN SAHİL HATLARINI TERCİH EDERDİM

Yolcular nasıl karşıladı bu durumu, gerçekten istendiği gibi etkili olabildi mi bayan biletçiler?
Hoşgörüsü olan, vazifesini iyi yapan insana yolcular gayet saygılı davranırdı. Mesela ben çok saygı gördüm, ama bir o kadar da dikkat ettim. Yolcularla iletişimim çok güzeldi. Vazifeyi aldığınız zaman iyi hitap edeceksiniz. Karşılıklı hoşgörüyle iyi muamele bütün sorunları çözer.

Siz nerelerde çalıştınız, en rahat ettiğiniz hat hangisiydi?
Ben İstanbul’un her bölgesinde çalıştım. Sahil yolunu kimse istemezdi, kalabalık oluyor diye. Ben denizi sevdiğim için özellikle Sarıyer’i tercih ederdim. O zamanlar böyle lüks otobüsler yoktu. Skodalar vardı, uzun. Onlarda çift biletçi oluyordu. Bir otobüs seksen-doksan yolcu alırdı, bazen yüz yolcuya çıkardı. Yoğun olurdu ama herkes memnundu bizden.   

BİLETLERİMİZ KIT`A ESASLIYDI

Eski otobüslerde inişler farklıymış, öyle mi?
Evet, inişler öndendi. Bizim biletler aktarmalı olurdu. Sivil-talebe, yakın-uzak yer ayrıydı. Biletler kıt'a esaslıydı. Mesela Taksim’de ineceğim, oradan Sarıyer’e gideceğim derdi yolcu. O zaman aktarma veriyorduk. Aynı biletle diğer otobüse geçiyordu. Onun fiyatı farklıydı tabii. Mesafeye göreydi. Sonra İsviçre’den otomatik bilet makineleri geldi. Hatta ilk ben çıktım, tecrübe mahiyetinde. Bölge usulü çalıştım ben. Taksim’den direkt Bakırköy’e mesela. Uzun hat, aynı fiyat. İster bir durak git, ister son durakta in, aynıydı. Yalnız o, biletle değil otomatik makineyle kesiliyordu.

Mesafeyi neye göre ayarlıyordunuz, ben şurada ineceğim diyen yolcuya mı itimat ediyordunuz yoksa kontrol mü vardı?
Tabii. Her dakika, her gizli noktada kontrol vardı. Durak haricinde yapılırdı. Otobüsü durdurur, önden teker teker kontrol ederdi biletleri. Eğer açık varsa sicil numaramızı alır, raporu tutardı hemen. Şişli’de hakim-avukatlarımız vardı, oraya çağırırlardı. Onlar türüne göre ceza verirlerdi. O da sicilimize işlenirdi. Sadece bilet de değil üstelik, üniformamızın her bir parçası, etek, ceket, kep, bilet makinesi, biletler, çanta… Hepsi denetlenirdi. Tertemiz üniformalar, topuklu ayakkabılar giyerdik. 

Sabah kaçta iş alıyordunuz?
Sabah şoför arkadaşlarımızla birlikte iş alırdık. İlk servis altıda kalkıyordu. Sekiz saat çalışır, işi bizden sonraki arkadaşımıza bırakırdık. İki vardiya çalışılırdı. Dördüncü Levent’te vezneler vardı. Günlük hasılatı götürüp oraya teslim ederdik.  

TALEBELERİ ASKER GİBİ SIRAYA DİZERDİM

Bir günde ne kadar hasılat yaptığınızı hatırlıyor musunuz?
Ben yüksek hasılat yapardım. Bir günde yüz lirayı buluyordum. Arkadaşlar, gene rekor kırdın derlerdi, çünkü yolcular hususi olarak beklerdi beni. Sicilimi öğrenmişlerdi. Başka otobüslere binmezler, o gül yüzlü gelsin de onunla gidelim derlerdi. Talebeler malum, çok hareketli olur, yerinde duramazlardı. Bilet almıyorlar, kaçak geçiyorlar falan. Ben çalışırken çok disiplinliydim. Hiç taviz vermez, onları asker gibi sıraya dizerdim. Çocuklar derdim, bana yardımcı olun. Hepiniz biletinizi alıp otobüse bineceksiniz. Bindikten sonra gırgır-şamata yapabilirsiniz ama kontrol geldiğinde susacaksınız derdim. O zaman beni dinlerler, gördün mü bizi adam etti, ne güzel hitap ediyor derlerdi. Erkek biletçiler daha sert, kızıyorlar, ama kadın öyle mi? Daha kibar, başka yani. Onlar da biz 352’yi bekliyoruz (sicil numaram buydu) başkasıyla gitmeyiz derlerdi. Etiler, Levent, Sarıyer... Bütün semtler beni istiyordu. 

TÜRKAN ŞORAY BENİ İSTEMEDİ

Bundan başka maceralarınız da var mı?
Var. Bir sabah işe gittik. Baktık garajda bir hareket, Ayhan Işık ile Türkan Şoray film çekiyorlar. Otobüs Yolcuları filmi. Ben resmi üniformamla bir hayli göze çarpıyorum. Ayhan Işık, birden fark etti beni. Hanım çok güzel, onu da dahil edelim dedi. Türkan Şoray, istemedi beni. Yok dedi, ben kabul etmem. O gün Ayhan Işık yemekhanede bizimle birlikte yemek yedi, masa tenisi oynadı. Sokaklarda zor yürüyordum o zamanlar. Hususi olarak geliyorlardı ki bayan biletçi varmış, çok güzel, hostes, seyredelim diye. Gördükleri zaman trafik kilitleniyordu. Gençlik de var tabii. Üniformamız çok dikkat çekiyordu. Bu yüzden çoğu zaman sivil gidiyordum işe, üniformalarımı garajda giyiyordum. O zaman da garaj müdürümüz albaydı, askeri yönetim var ya. Niye sivil geliyorsun diye sorardı. Ben de yürüyemiyorum yolda derdim. Zaten İETT’de biletçi demiyorlardı ki hostes zannediyorlardı.

BAKTIM OTOBÜS KAYIYOR, SARILDIM DİREKSİYONA

Bir de Vefa’da yaşadığımız bir olay var. 1960 yılının kışıydı. Aksaray’dan Saraçhane’ye çıkarken otobüs kaydı. Şoför aniden fren yapınca direksiyon hakimiyetini kaybetti. Camlar kırıldı. Şoför şaşırdı tabii. Baktım otobüs kayıyor, bozacıya girecek. Atik davranarak hemen direksiyona sarıldım. Ben meraklıydım araba kullanmaya, direksiyonum gayet güzeldi. Otobüsü dükkana girmeden kurtardım. Amirlerimiz gelince şaşırdılar, sen nasıl yaptın bunu dediler. Uçaklarda hostesler nasıl ciddi bir eğitim alıyorsa bize de aynen öyle öğretiyorlardı acil durumlarda ne yapılması gerektiğini. Bu sayede belki de büyük bir kazayı önledik. İETT, 1960’lı yıllarda işte böyle çalıştı, hostesli.  

İETT, nasıl bir İETT’ydi o zamanlar?
Çok güzeldi. Yemeğimiz vardı, gayet güzel yemek çıkıyordu. Çalışma koşullarımız çok güzeldi, muntazamdı, ben çok memnundum. Servisleri yazan arkadaşlarımız çok anlayışlıydı. Amirlerimiz fevkaladeydi. Bizi çekemeyen bir erkek biletçilerdi. Bir süre sonra başladılar isyan etmeye. Biz gece çalışıyoruz, onlar niye gece gelmiyorlar diye. Tabii bayan arkadaşlar kabul etmediler, gece çalışamayız dediler. Ondan sonra birim lağvedildi. Çoğu bayan biletçiler ayrıldı. Kalan birkaç kişiyi de kantine verdiler. Böyle işte.

 

 

Bu haber 4598 kez okundu